beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

TEYAKKUZ

Kimi vakitler insanın içi içine sığmıyor; menfi manasıyla. İnsanı en çok yoran şeylerden biri de, hakkın ve vicdanın ayaklar altına alındığını görmek maalesef. 
        Hele hem maddî olarak insanların emeğine, malına, hukukuna zarar veren; hem de mânevî olarak güveni, merhameti, ahlâkı ve insanlık duygusunu örseleyen bir vasat yaygınlaşınca, insan ister istemez kaygıya kapılıyor. Yine de bu endişe, vicdanın hâlâ diri olduğunun işaretidir.

       Fakat tarih boyunca toplumlar yalnızca zulüm ve bozulmadan ibaret kalmadı. Her dönemde haksızlığa karşı duran, emaneti koruyan, doğruluğu savunan insanlar da vardı. Karanlığı büyüten şey, sadece kötülük değil; iyilerin suskunluğu ve ümitsizliğidir. 

        Bu yüzden insanın kendi içindeki adalet duygusunu koruması çok mühim. Kur’ân-ı Kerim’de geçen: “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” buyruğu, insanın bozulmuş bir çevrede bile kendi ölçüsünü kaybetmemesi gerektiğini emrediyor.

       Hissi olarak cemiyetin bütün yükünü tek başına omuzlamak mümkün değildir; insan kendi dairesinde dürüstlüğü, emaneti, hakkaniyeti yaşatarak bir denge kurabilir ama. Bazen bir kişinin adil kalması bile çevresindeki karanlığa karşı bir kandil hükmüne geçer.

       İslam ve imanın bizden istediği "istikamet" de budur; söz konusu mizan, muhakeme, vasati hâl...

     Endişe tek kişiyi tüketirse ona kaldıramayacağı bir yük hâline gelir; fakat insanı hakikati aramaya, iyiyi korumaya sevk ederse  "teyakkuz"a dönüşür.

Bu yazı 2 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum