-
Nurten Canbasoğlu
Tarih: 12-09-2026 21:05:00
Güncelleme: 13-09-2026 17:21:00
Türkiye ekonomisinin temel taşının ne olduğu sorulduğunda, vereceğimiz cevap hiç tereddütsüz “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler” olacaktır. Rakamlar bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK) 2025 yılı KOBİ istatistiklerine göre:
1.Toplam girişimcilerin %99,6’sı KOBİ’dir.
2.İstihdamın %68,5’i KOBİ’lerde çalışmaktadır.
3.Cironun %44,1’i KOBİ’ler tarafından oluşturulmaktadır.
4.Katma değerin %41,2’ si KOBİ’lerden gelmektedir.
Bu rakamlar, KOBİ’lerin yalnızca birer işletme olmadığını, aynı zamanda milyonlarca ailenin geçim kaynağı, binlerce mahallenin can damarı ve yüzlerce ilçenin ekonomik omurgası olduğunu göstermektedir. … Bu kadar hayati yapı taşı, karşı karşıya olduğu tehditler ne yazık ki son derece kırılgandır(Güvenç, 2017, s.18-22).
2025 yılı itibariyla, yüksek teknoloji sınıfında üretim yapan KOBİ sayısı yalnızca 3.790’dır (TÜİK, 2025b). Yaklaşık üç milyon işletme içinde bu rakam, küçük işletmelerimizin büyük çoğunluğunun düşük, orta-düşük ve orta teknoloji seviyesinde üretim yaptığını göstermektedir. (Güvenç, 2017)
Türkiye’nin 2025 yılı yüksek teknoloji ürün ihracatı 9,9 milyar dolar (en son 11 milyar dolar Cumhurbaşkanımızın TV açıklaması var) olarak gerçekleşmiştir (Anadolu Ajansı, 2026). Bu rakam, toplam ihracatımızın yaklaşık %3,5’ine denk gelmektedir. Aynı dönemde orta yüksek teknolojik ürün ihracatı 102 milyar dolar olmuş ve toplam imalat sanayi ihracatı içindeki payı %43,5’e yükselmiştir (Ticaret Bakanlığı, 2026). Bu veriler olumlu bir gelişmeye işaret etse de gelişmiş ülkelerle karşılaştırdığımızda durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılmaktadır. Güney Kore’de yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki payı %30’u aşarken, Çin’de %25’in, Almanya’da ise %15’in üzerindedir (Dünya Bankası, 2023, Güvenç ).
Türkiye, küresel ölçekte derinleşen ekonomik belirsizlikler, tedarik zincirlerinin kırılmaları, teknoloji yarışının hızlanması ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, kalkınma politikalarını yeniden düşünmek zorundadır. Bu yeni dönemde başarı; yalnızca tekil yatırımlarla ya da münferit teşvik mekanizmalarıyla değil, kurumlar arası eşgüdüm, sektörler arası iş birliği ve bilgi temelli yönetişim kapasitesiyle mümkün olacaktır.
Sektörel Kümelendirme, bu bağlamda gelişmiş ülkelerde yaklaşık yetmiş yıldır uygulanan; ancak her ülkenin kendi kurumsal yapısı ve sosyo-ekonomik gerçeklerine göre farklılaşan stratejik bir kalkınma aracıdır. Uluslararası deneyimler göstermektedir ki kümeler, yalnızca piyasa dinamiklerine bırakıldığında değil; merkezi bir koordinasyon, düzenli izleme ve sahadan beslenen geri bildirim mekanizmaları ile desteklendiğinde kalıcı başarı üretir.
Dijital dönüşüm, küçük işletmeler için hem bir tehdit hem de bir fırsattır. Tehdittir çünkü dönüşümü kaçıran işletmeler rekabet gücünü kaybeder. Fırsattır çünkü doğru yapıldığında verimlilikte sıçrama yaratır. “Akıllı KOBİ Platformu” en son araştırma sonuçlarını henüz tam olarak yayınlamamış olsa da sahadan edindiğimiz izlenimler şudur: KOBİ’lerimizin önemli bir bölümü dijital dönüşümün gerekliliğini kabul etmekte, ancak maliyet, bilgi eksikliği ve doğru stratejik belirleyememe gibi nedenlerle adım atamamaktadır. Dijital dönüşüm, tek başına nir işletmenin altından kalkamayacağı kadar karmaşık ve maliyetli bir süreçtir (Güvenç) . 2025 yılı, sürdürülebilirlik alanında kritik düzenlemelerin devreye girdiği bir yıl olmuştur (Greenix, 2026). Avrupa Birliği’nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD), artık yalnızca büyük şirketleri değil, AB piyasasında işlem gören KOBİ’leri de kapsamaktadır (Avrupa Komisyonu, 2025a). “Bu direktif, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarında ayrıntılı rapor zorunluluğu getirmektedir”(Develi, 2025). Daha da önemlisi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) 1 Ocak 2025 itibariyle ithalatçılar için ilk karbon bildirim yükümlülüğünü başlatmış, 2026’da ise tam karbon vergisi uygulamasına geçilecektir(Greenix, 2026). “Çelik, çimento, gübre, alüminyum ve elektrik gibi karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren küçük işletmeler, doğrudan bu yükümlülüklerle karşı kalacaktır“(Avrupa Komisyonu, 2025b). Bu düzenlemeler karşıdında KOBİ’lerin durumu oldukça kırılgandır(Ortak Akıl Danışmanlık, 2023).
Nurten Canbasoğlu
Sgk Araştırmacı
E. İl Müdürü/Yazar
Devam edecektir.